2. SEZON · 12 / 12
BUDUN
Şimdi son taşa geldin, ey insan. Fakat son taş başlangıçtan daha ağırdır. Çünkü şimdi soruyu biliyorsun. Birlik nedir? Söz nedir? Güven nedir? Denge nedir? Adalet nedir? Baş olmak nedir? “Ben” ne kadar büyüyebilir? Ayrılık nerede başlar? Savaş ne bırakır? Kardeşlik nedir? Özgürlük nedir? Bütün bunların ortasında bir kelime durur: Budun. Fakat budun yalnızca aynı yerde yaşayan insanlar değildir. Aynı dili konuşanlar değildir. Aynı geçmişe sahip olanlar değildir. Aynı düşünceye inananlar da değildir. Budun, birbirinin geleceğini hesaba katan insanların birlikteliğidir. Sen bugün yalnız kendini düşünürsen yarını eksiltirsin. Bir başkasının hakkını korursan yarını büyütürsün. Bir çocuğa öğrettiğin söz senden sonra yaşayabilir. Bir ağacı koruman senden sonra da gölge bırakabilir. Bir haksızlığa karşı çıkman senden sonra gelen bir başkasına cesaret verebilir. İşte toplum böyle kurulur. Büyük sözlerle değil yalnız. Küçük sorumlulukların birikmesiyle. Ey budun, Bir toplum yalnızca geçmişiyle yaşayamaz. Geçmiş önemlidir. Çünkü nereden geldiğini hatırlatır. Fakat geçmiş geleceğin yerine geçemez. Sen atandan gelen dünya ile çocuğuna bırakacağın dünya arasında bir köprüsün. Köprünün görevi kendisi olmak değildir yalnız. İki tarafı birbirine ulaştırmaktır. Bu yüzden senden önce gelenleri unutma. Fakat onların yerine de yaşama. Sana bırakılanı taşı. Eksik olanı düzelt. Yanlış olanı tekrar etme. İyi olanı büyüt. Ve senden sonra gelene daha ağır bir dünya bırakmamaya çalış. Ey insan, Budun büyük bir kelime gibi görünebilir. Fakat aslında çok küçük yerlerde yaşar. Bir annenin çocuğuna öğrettiği dürüstlükte. Bir işçinin emeğini hakkıyla alabilmesinde. Bir yaşlının yolda yalnız bırakılmamasında. Bir çocuğun korkmadan soru sorabilmesinde. Bir insanın ötekinin hakkını kimse görmezken korumasında. Bir toplumun yanlış yaptığında “yanlış yaptık” diyebilmesinde. İşte budun orada yaşar. Taşta değil yalnız. Kalabalıkta değil yalnız. İnsanların birbirine davranışında yaşar. Ey budun, Kendine güçlü demeden önce birbirini taşıyabiliyor musun? Kendine adil demeden önce zayıf olanın hakkını koruyabiliyor musun? Kendine özgür demeden önce senden farklı olana yer açabiliyor musun? Kendine büyük demeden önce küçük olanın elinden tutabiliyor musun? İşte sorular bunlardır. Çünkü bir toplum kendisini söylediği isimle değil, yaşadığı değerlerle tanımlar. Bir gün bu taş da aşınacak. Yazıların bazıları silinmeye başlayacak. Kenarlarından parçalar kopacak. Rüzgâr yüzeyini yıpratacak. İnsanlar taşın önünden geçecek. Bazıları duracak. Bazıları durmayacak. Bazıları okuyacak. Bazıları unutacak. Bu doğaldır. Çünkü hiçbir taş sonsuz değildir. Fakat taşın taşıdığı düşünce başka insanların hayatına girdiğinde taştan ayrılır. Söz yaşamaya devam eder. İşte o zaman yazıtın gerçek görevi başlar. Ey insan, Senden önce gelenler sana yalnızca isimler bırakmadı. Sana sorular bıraktı. Senden sonra gelenler senden de cevap beklemeyecek. Onlara nasıl bir dünya bıraktığını görecek. Bir gün sen de geçmiş olacaksın. Bir tarih satırı. Bir hatıra. Bir fotoğraf. Bir mezar. Belki hiçbiri. Ama yaptıklarının etkisi bir süre daha yürüyecek. Bu yüzden hayatının her gününü bir emanet gibi taşı. Sözünü koru. Hakkı gözet. Güveni kırma. Farklı olana yer aç. Güçlüysen yük taşı. Özgürsen sorumluluk al. Kırıldıysan onar. Yanlış yaptıysan kabul et. Düşenin elini tut. Ve senden sonra gelecek olanı bugünden düşün. Çünkü sen yalnız kendi zamanında yaşamıyorsun. Geçmişten geleceğe uzanan kısa bir halkasın. Bir gün sen de çekileceksin. Yerini başkası alacak. O zaman senden geriye şu soru kalacak: “Bize ne bıraktılar?” Cevabın: bir bina olabilir. bir servet olabilir. bir savaş olabilir. bir ayrılık olabilir. bir korku olabilir. ya da bir güven. bir söz. bir adalet. bir kardeşlik. bir yol. bir ağaç. bir gelecek. Seçim sana verilmiştir. Bu yüzden son taşı şöyle bitiriyoruz: Bir budun, aynı geçmişi paylaşanlar değil, aynı geleceği koruyanlardır. Ve taşın en altına küçük harflerle şu söz kazınır: “Senden sonra gelen de bu taşın gölgesinde yaşayacak.” Bir satır daha: “Ona nasıl bir gölge bırakacaksın?” 2. SEZONUN SON SÖZÜ Birinci sezon sana: “Kendini hatırla.” dedi. İkinci sezon sana: “Başkasını unutma.” diyor. Çünkü insan tek başına bir dünyadır. Fakat dünyalar birbirine değdiğinde medeniyet doğar. Ve o medeniyetin gerçek ölçüsü: ne kadar yükseldiği değil, kimseyi aşağıda bırakmadan ne kadar ileri gidebildiğidir.