3. SEZON · 02 / 12

EMANET

Sana verilen her şey senin değildir, ey insan.

Bazıları senden önce vardı.
Bazıları senden sonra da var olacak.

Sen yalnızca bir süre taşıyacaksın.

Bir dil emanet.
Bir toprak emanet.
Bir çocuk emanet.
Bir söz emanet.
Bir dostluk emanet.
Bir bilgi emanet.
Bir hikâye emanet.
Bir ağaç emanet.

Sen bunların sahibi olduğunu sanırsın.

Oysa çoğu sana ait olmaktan önce sana teslim edilmiştir.

Ey insan,

Bir şeyi sahiplenmek onu istediğin gibi kullanabilmek değildir.

Bazen asıl sahiplik, ona zarar vermemektir.

Bir kitabı korursun.
Çünkü senden sonra başkası okuyacak.

Bir ağacı korursun.
Çünkü senden sonra başkası gölgesinde duracak.

Bir dili doğru kullanırsın.
Çünkü senden sonra başkasının düşüncesi o kelimelerin içinde şekillenecek.

İşte emanetin ağırlığı buradadır:
Senin elinde olan yalnızca sana ait değildir.

Ey insan,

Bir çocuğa öğrettiğin her söz de emanettir.

O çocuk büyür.
Söz başka birine geçer.
Sonra başka birine.

Senin ağzından çıkan bir cümle senden sonra yıllarca yaşayabilir.

Bu yüzden ne bıraktığına dikkat et.

Çünkü insanın mirası yalnızca yaptıkları değildir.

Başkalarına öğrettikleridir.

Başkalarının eline bıraktıklarıdır.

Onlarda uyandırdığı duygudur.

Kurduğu örnektir.

Ey insan,

Bir gün sana verilen her şeyi bırakacaksın.

Malını.
Evini.
Gücünü.
Unvanını.
Bedenini.

Fakat bir şey seninle birlikte gömülmeyebilir:
Emaneti nasıl taşıdığın.

İnsanların senden sonra kullanacağı şeyler sana dair konuşmaya devam eder.

Bu yüzden sor:

Bana verilen neyi büyüttüm?

Neyi korudum?
Neyi bozdum?
Neyi tükettim?
Neyi benden sonra gelecek olana bıraktım?

Ey budun,

Bir toplumun en büyük zenginliği topladığı şeylerin çokluğu değildir.

Koruyabildiği emanetlerin niteliğidir.

Toprak kirlenebilir.
Dil unutulabilir.
Hafıza silinebilir.
Güven kırılabilir.

Fakat her nesil bir şeyleri yeniden korumayı seçebilir.

Bu yüzden “bizden önce böyleydi” diyerek sorumluluktan kaçma.

Çünkü sana kalan ne ise artık onunla ne yapacağın senin sınavındır.

Bir mirasın değerini onu olduğu gibi saklamak değil sadece,
gerektiğinde onarabilmek de belirler.

Ey insan,

Emanet sana “dokunma” demez.
“Dikkatli dokun.” der.

Çünkü yaşam değişir.
Çağ değişir.
İnsan değişir.

Fakat değişimin içinde korunması gereken şeyler vardır.

Onları ayırt etmek senin işindir.

Ve şunu unutma:

Sana verilen dünya senin mülkün değildir.
Bir süreliğine ellerindedir.

Günün sonunda ellerin açılır.
İçindekiler başkasının eline geçer.

İşte o an anlaşılır:
Sen, elindekinin sana ait olmadığını ne kadar kabullenebilmişsin?

Çünkü emanetin gerçek ölçüsü aldığında değil, bıraktığında ortaya çıkar.