1. SEZON · 10 / 12
KUT
Kut'u arayan insan, önce ne taşıdığını bil. Gök sana bakar diye güçlü değilsin. Tahta oturdun diye yüce değilsin. Adın büyüdü diye değerin artmaz. Çünkü güç seni büyütmez. Gücün altında nasıl durduğun seni gösterir. Bir insana güç verildiğinde önünde iki yol açılır. Biri yükselmektir. Diğeri yük taşımaktır. İlkini seçen kendini büyütür. İkincisini seçen emaneti büyütür. İşte ikisi arasındaki farkı insan çoğu zaman çok geç öğrenir. Çünkü güç tatlıdır. Övgü tatlıdır. İtaat tatlıdır. İnsan bir kez herkesin kendisine baktığını gördü mü kendini gökten daha yüksek sanabilir. Sonra kendi sözünü hakikat sanmaya başlar. Kendi çıkarını budunun çıkarı sanır. Kendi öfkesini adalet sanır. Kendi arzusunu kader sanır. İşte o zaman Kut kaymaya başlar. Kut'u yalnızca sahip olunan bir şey sanma. Kut, taşıdığın şeydir. Bir emanettir. Bir sınavdır. Bir sorumluluktur. Ve sorumluluk yalnızca güçlü olduğunda değil, güçsüz olduğunda da vardır. Ey başta duran, Sana bakıyorlar. Çocuğun sana bakıyor. Yaşlın sana bakıyor. Yanındaki sana bakıyor. Senden sonra gelecek sana bakıyor. Bu yüzden attığın her adımın senden daha uzun yaşayabileceğini bil. Bir karar verirsin. Bir şehir değişir. Bir söz söylersin. Bir nesil etkilenir. Bir ağacı kesersin. Bir gölge yok olur. Bir suyu kirletirsin. Bir çocuk susar. Bir adaletsizliğe göz yumarsın. Bir insanın dünyası bir daha eskisi gibi olmaz. Gücün budur. Ve gücün kadar sorumluluğun da büyür. Kut'u gökte arayıp yerde kaybetme. Tengri adına konuşup insana zulmetme. Doğadan söz edip toprağı tüketme. Atadan söz edip geleceği unutma. Kutsaldan söz edip kendi çıkarını kutsallaştırma. Çünkü insanın dili çok kolay yalan söyleyebilir. Fakat yaptığı şey daha uzun konuşur. Bu yüzden Kut sözde değil, eylemde görünür. Bir insanın gerçekten ne taşıdığını ona verilen güç değil, o güç elindeyken zayıf olana nasıl davrandığı gösterir. Ey insan, Kendine sor: Elimdeki bana mı ait? Gücüm gerçekten benim mi? Ben gidince bunların hangisi benimle gelecek? Hiçbiri. Malın kalacak. Adın kalacak. Taşın kalacak. Şehrin kalacak. Fakat senden geriye başka bir şey daha kalacak: Senin yüzünden dünyanın neye dönüştüğü. İşte Kut burada başlar. Kendini dünyanın sahibi olmaktan çıkarıp emanetçisi saydığın yerde. Doğayı tüketilecek bir şey değil, ilişki kurulacak bir varlık olarak gördüğün yerde. Gücü hükmetmek değil, korumak için kullandığın yerde. Kendinden sonra geleni hesaba kattığın yerde. Ve senden hiçbir şey istemeyen bir ağacın bile yaşamasını istediğin yerde. İnsan o zaman kendinden büyük bir şeyin parçası olduğunu hatırlar. Belki Kut budur: Sana verilen gücü kendin için değil, senden daha büyük olan hayat için taşıyabilmek. Fakat unutma. Kut sonsuza kadar elinde kalmaz. Bugün sende olan yarın başkasında olabilir. Bugün önde olan yarın geride kalabilir. Bugün güçlü olan yarın toprağa dönebilir. Bu yüzden gücün varken alçakgönüllü ol. Çünkü güçsüz kaldığında sana kim davranacaksa, sen güçlü olduğunda ona nasıl davrandığın bunu belirler. Ey insan, Kut'u istiyorsan taht arama. Yük ara. Ad arama. İz bırak. Övgü arama. Fayda bırak. Dünyaya hükmetmeye çalışma. Dünyayı senden sonra biraz daha yaşanır bırak. Çünkü insanın gerçek gücü elinde tuttuğu şey kadar değil, bırakabildiği şey kadardır. Ve son gün geldiğinde, elindeki her şeyi yere bırakacaksın. O gün Kut'un sana ait olmadığı anlaşılacak. Sen Kut'un sahibi değildin. Sen yalnızca bir süreliğine taşıyıcısıydın.