2. SEZON · 06 / 12

BAŞ

Başa geçen kişi yukarıda değildir, ey insan.

Önde durur.

Bu ikisi aynı şey değildir.

Yukarıda olmak insanların üzerine çıkmaktır.

Önde olmak ise ilk yükü taşımaktır.

İnsanlar sana baktığında yalnızca gücünü görmez.

Kendileri için bir yön ararlar.

Bu yüzden önde duran insanın her hareketi büyür.

Bir öfke kalabalığa yayılır.
Bir korku kitleyi harekete geçirir.
Bir adalet bir toplumu sakinleştirir.
Bir merhamet binlerce insana örnek olur.

Bu yüzden baş olmak rahat bir yer değildir.

Sorumluluğun en görünür yeridir.

Ey insan,

Öne geçmek isteyen çoktur.
Önde kalmanın yükünü taşımak isteyen daha azdır.

Çünkü baş olmak:
Her şeyi bilmek değildir.
Her soruya cevap vermek değildir.
Hiç hata yapmamak değildir.

Bazen: “Bilmiyorum.” diyebilmektir.
Bazen: “Yanlış yaptım.” diyebilmektir.

Bazen kendi adamının hatasına da kendi düşmanının sözüne de dürüstçe bakabilmektir.

Çünkü başta duran kişi yalnızca kendisini temsil etmez.

Ardından gelenleri de taşır.

Bir toplumu yanlış yere götürebilir.

Doğru yere de.

Bu yüzden önderlik önce kendini yönetmekle başlar.

Öfkesini yönetemeyen başkasını yönetmek ister.

İhtirasını sınırlayamayan başkasının hakkına göz diker.

Kendisiyle hesaplaşmayan başkasını kolayca suçlar.

Ey başta duran,

Sana verilen güç senin mülkün değildir.

Bugün sende olabilir.
Yarın başkasında.

Bir insanın ömrü kısadır.
Görev daha uzun.
Unvan daha kısa.
Emanet daha uzun.

Bu yüzden koltuğuna değil, ardında bırakacağın düzene bak.

Senden sonra gelen kişi daha rahat mı olacak?
İnsanlar birbirine daha çok güvenecek mi?
Çocuklar daha iyi bir dünya görecek mi?
Toprak daha az mı yaralanacak?
Haksızlığa uğrayanın sesi daha kolay mı duyulacak?

İşte baş olmanın ölçüsü budur.

Ey insan,

Önde yürüyen ilk önce rüzgârı karşılar.
İlk taşı da o görür.
İlk tehlikeyi de.

Bu nedenle gerçek önderlik alkış toplamak değil, yükü önce taşımaktır.

Birileri sana: “Sen büyüksün.” dediğinde dikkat et.

Bu söz sana ayrıcalık değil, daha büyük bir sorumluluk getirir.

Çünkü büyüklük insanların sana eğilmesiyle değil,
senin gerektiğinde onların önünde eğilip yaptığın yanlışı düzeltebilmenle ölçülür.

Ve unutma:
Tahtlar yıkılır.
Unvanlar silinir.
İsimler unutulur.

Fakat insanların bir zamanlar sana güvenip güvenmediği bir süre daha yaşamaya devam eder.

Bu yüzden baş olacaksan:

Önce dinle.
Sonra düşün.
Sonra karar ver.
Sonra sonucunu taşı.

Ve en sonunda kendine sor:

“Benden daha güçlü birini değil, benden daha iyi bir yarını mı bırakıyorum?”