2. SEZON · 01 / 12

BİZ

Tek başına doğmadın, ey insan.

Bir el seni tuttu.
Bir ses sana ilk kelimeyi öğretti.
Bir omuz düştüğünde seni kaldırdı.
Bir kapı açıldı.
Bir ateş yakıldı.
Bir sofra kuruldu.

Sen yalnızca doğmadın.

Sen birilerinin emeğinin içine doğdun.

Sonra büyüdün.

Kendi adını öğrendin.
Kendi yolunu çizdin.
Kendi düşünceni kurdun.

Ve bir gün kendine bakıp:
“Ben”
dedin.

Bu söz yanlış değildi.

İnsan kendi yüzünü bilmeli.

Kendi iradesini taşımalı.

Kendi yolundan yürümeli.

Fakat “ben” büyürken “biz” küçülmeye başladı.

Kendine ait sandığın şeyleri çoğalttın.

Kendine ait bir ev.
Kendine ait bir eşya.
Kendine ait bir başarı.
Kendine ait bir hayat.

Sonra etrafına baktın ve başkalarının hayatını kendi hayatının dışında gördün.

İşte orada ilk bağ koptu.

Çünkü sen yalnız değilsin.

Yediğin ekmeğin içinde başkasının emeği vardır.

Konuştuğun dilde binlerce insanın izi vardır.

Üzerinde yürüdüğün yolda senden önce yürüyenlerin ayakları vardır.

Bildiklerinin çoğu senden önce öğrenildi.

Ve sen senden öncekilerin bıraktığı dünyanın içinden geçerek kendin oldun.

O hâlde:
“Ben” nerede biter?

Bir başkasının acısında mı?
Bir başkasının hakkının başladığı yerde mi?
Yoksa insanın kendisini başkasından ayırmayı bıraktığı yerde mi?

Ey insan,

“Biz” demek kendini yok etmek değildir.

Kendi yüzünü kaybetmek değildir.

Herkesin aynı olmasını istemek değildir.

“Biz”;
farklı yüzlerin aynı göğün altında birbirini ezmeden yaşayabilmesidir.

Birinin dili başka olabilir.
Birinin düşüncesi başka.
Birinin yolu başka.

Fakat aynı toprağın üzerinde nefes alıyorsanız, birbirinizin hayatına dokunuyorsunuz.

İnsan bunu unutunca duvarlar yükselir.
Kapılar kapanır.
Kalpler daralır.
Her insan kendi küçük dünyasında kendi hakikatinin hükümdarı olur.

Sonra kimse kimseyi dinlemez.

Herkes konuşur.

Herkes haklıdır.

Herkes kendisini merkeze koyar.

Ve toplum kalabalıklaşırken insanlar birbirinden uzaklaşır.

Ey insan,

Birlik içinde erime.

Fakat ayrılık içinde de kaybolma.

Kendin ol.
Ama kendinden başka kimsenin olmadığını sanma.

Çünkü bir toplumun gücü insanların birbirine benzemesinde değil,
birbirinin varlığına yer açabilmesindedir.

Bir gün sen düşersin.
Biri seni kaldırır.

Bir gün sen güçlenirsin.
Biri önünde düşer.

İşte o gün “Ben” ile “biz” arasındaki hakikat ortaya çıkar.

Yanından geçip gidebilirsin.

Ya da eğilip elini uzatabilirsin.

Seçim senindir.

Fakat unutma:
İnsan yalnız yaşarsa hayatta kalabilir.
İnsan ancak başkalarıyla yaşadığında bir toplum kurabilir.

Bu yüzden kendine her sabah sorduğun sorunun yanına bir soru daha ekle:
“Ben bugün ne kazandım?”

Sonra sor:
“Biz bugün ne kazandık?”

Çünkü yalnızca kendisini büyüten insan büyümüş olabilir.

Fakat birbirini büyüten insanlar bir dünya kurar.

Ve her dünya bir zamanlar sadece küçük bir “biz”di.