2. SEZON · 04 / 12
DENGE
Dengeyi yanlış anlama, ey insan. Denge her şeyin aynı olması değildir. Aynı güçte olmak değildir. Aynı düşünmek değildir. Aynı yaşamak değildir. Denge, farklı olanların birbirini yok etmeden bir arada kalabilmesidir. Gök yer değildir. Yer gök değildir. Ama ikisi birlikte bir dünya düşüncesi kurar. Gece gündüz değildir. Fakat biri olmadan ötekinin anlamı eksilir. Güçlü olan zayıf değildir. Zayıf olan güçlü değildir. Fakat ikisi aynı toplumun içinde yaşayabilir. İşte denge burada başlar. Ey insan, Sen her şeyi tek bir ölçüye vurmak istedin. En güçlü kim? En zengin kim? En hızlı kim? En çok kim konuşuyor? En çok kim kazanıyor? En büyük kim? Sonra hayatı bir yarışa dönüştürdün. Yarış hızlandı. Fakat anlam geride kaldı. Çünkü her yarışın birincisi vardır. Ama toplumun yalnızca birincilerden oluşması mümkün değildir. Çocuk vardır. Yaşlı vardır. Hastalıkla yaşayan vardır. Yalnız yaşayan vardır. Çalışan vardır. Dinlenen vardır. Önde yürüyen vardır. Arkada kalan vardır. Ve bütün bunlar aynı hayatın parçalarıdır. Bir tarafı sürekli büyütürsen diğer taraf küçülür. Sadece üretirsen dinlenmeyi unutursun. Sadece kazanırsan paylaşmayı unutursun. Sadece özgürlüğü düşünürsen sorumluluğu unutabilirsin. Sadece düzeni düşünürsen insanı ezebilirsin. Sadece bireyi düşünürsen toplumu parçalayabilirsin. Sadece toplumu düşünürsen bireyi susturabilirsin. Bu yüzden: Bir yanı büyütürken diğer yanı çökertme. Ey insan, Hayatta bazen iki doğru şey birbirine karşı durur. Özgürlük ile düzen. Birey ile toplum. Değişim ile gelenek. Güç ile merhamet. Hız ile sabır. Cesaret ile ihtiyat. Olgun insan birini seçip diğerini yok etmez. İkisinin arasındaki ince yolu arar. Budun da böyledir. Birlik her şeyi tekleştirmek değildir. Çeşitlilik her şeyi parçalamak değildir. Asıl güç, farklılıkların arasında yaşanabilir bir düzen kurabilmektir. Ey insan, Dengeyi doğada gör. Ağaç yalnız büyümez. Kökü vardır. Toprağı vardır. Suyu vardır. Güneşi vardır. Rüzgârı vardır. Bir dalı koparırsan ağaç hâlâ durabilir. Fakat kökü kesersen gösterişli dalların hiçbir anlamı kalmaz. Toplum da böyledir. Görüneni büyütüp temeli unutursan bir gün bütün yapı sallanır. Bu yüzden yalnızca ne kadar yükseldiğine bakma. Neye basarak yükseldiğine bak. Çünkü insanın yüksekliği değil, dengeyi koruyabilme gücü onu ayakta tutar. Ve unutma: Denge, hareketsizlik değildir. Yol yürür. Nehir değişir. Mevsim değişir. İnsan değişir. Toplum değişir. Denge değişimi durdurmak değil, değişirken kendini kaybetmemektir.