2. SEZON · 03 / 12
GÜVEN
Güven görünmezdir. Bir taş gibi eline alamazsın. Bir nehir gibi göremezsin. Bir duvar gibi dokunamazsın. Fakat bir toplumun üzerinde yürüdüğü görünmez bir zemindir. Zemin sağlam ise insan yürür. Çökerse herkes düşer. Bir çocuğun elini tutarsın. O sana inanır. Bir dosta sır söylersin. O saklar. Bir komşunun kapısını çalarsın. O açar. Bir yabancının yol tarifine inanırsın. Yoluna devam edersin. Bunların hepsi küçük görünür. Fakat toplum büyük şeylerden önce küçük güvenlerden oluşur. Sonra bir gün bir insan yalan söyler. Bir söz tutulmaz. Bir emanet bozulur. Bir hak çiğnenir. Ve başka biri şöyle düşünür: “Artık kimseye güvenemem.” Sonra bir başkası da aynı şeyi düşünür. Sonra diğeri. Bir süre sonra insanlar yalnızca kendi kapısını kilitlemez. Kalbini de kilitler. Sözlerine duvar örer. Komşusundan kuşkulanır. Dostuna şüpheyle bakar. Toplum hâlâ oradadır. Ama artık insanlar arasında görünmez bir boşluk vardır. Ey insan, Güven istemek kolaydır. Güven vermek zordur. Çünkü güven başkasından talep edilmez. Önce sen taşırsın. Sözünü tutarak. Emaneti koruyarak. Yanlış yaptığında kabul ederek. Bilmediğini biliyormuş gibi konuşmayarak. Başkasının hakkını kimse görmezken de koruyarak. Çünkü güven büyük konuşmalarda değil, küçük tutarlılıklarda birikir. Bir insanı kandırabilirsin. İki insanı da. Bir topluluğu bir süre de. Fakat yalanın uzun bir ömrü yoktur. Gün gelir gerçek kapıyı çalar. Ve güven bir kez kırıldığında kırıldığı yerde kalmaz. Bir dostluk kırılır. Bir aile kırılır. Bir toplum kırılır. İnsanlar birbirine daha az yaklaşmaya başlar. Bu yüzden güveni yalnızca kişisel bir mesele sanma. Bir toplumun nefesidir o. Ey insan, Sana güvenen birinin güvenini hafife alma. Belki o insan sana kendi içinden bir parça vermiştir. Sen onu kırdığında sadece bir sözü değil, bir bağı koparırsın. Fakat şunu da unutma: Kırılan güven her zaman sonsuza kadar sürmek zorunda değildir. Bazen geri kurulur. Ama bunun yolu daha çok söz söylemek değil, daha uzun süre doğru davranmaktır. Çünkü güvenin bir dili vardır: Zaman. Ey budun, Birbirine güvenmeyen insanlar bir arada durabilir. Ama birlikte hareket edemez. Bir ordu düzenli olabilir. Bir şehir kalabalık olabilir. Bir kurum güçlü olabilir. Fakat insanların birbirine inancı yoksa ilk sarsıntıda çözülür. Bu nedenle duvarlarını yükseltmeden önce zeminini sağlamlaştır. Yasaları çoğaltmadan önce dürüstlüğü büyüt. Herkesi denetlemeden önce insanların birbirine güvenebileceği bir düzen kur. Çünkü toplumun en görünmez taşı aynı zamanda en önemli taşıdır: Güven. Ve sen o taşı her gün yeniden yerine koyarsın. Bir sözle. Bir davranışla. Bir susuşla. Bir iyilikle. Bir hakkı gözeterek. Bir emaneti koruyarak. Unutma: Güven kırıldığında ses çıkmaz. Ama bütün bina onu hisseder.