2. SEZON · 09 / 12

SAVAŞ

Savaştan önce bir sessizlik vardır.

Bir karar.
Bir korku.
Bir gurur.
Bir hesap.
Bir sınır.
Bir yanlış anlama.

Sonra ilk adım atılır.

Ve insan geri dönmesi zor bir yola girer.

Savaş başladığında yalnız savaşanlar yaşamaz.

Evler de yaşar.
Çocuklar da.
Anneler.
Babalar.
Yaşlılar.
Hayvanlar.
Tarlalar.
Sular.
Ağaçlar.
Şehirler.
Hatıralar.

Bir savaşın sesi cephede kalmaz.

Evin içine girer.

Bir nesilden başka bir nesle geçer.

Bu yüzden savaşı yalnızca cesaretin hikâyesi olarak anlatma.

Çünkü savaşta cesaret vardır.
Ama korku da vardır.

Dayanışma vardır.
Ama kayıp da vardır.

Kazanç olabilir.
Fakat yas da vardır.

Ey insan,

Savaş bazen insanların kaçamadığı bir gerçeklik olabilir.

Fakat onu romantikleştirmek başka bir şeydir.

Ölümü süslemek kolaydır.

Uzaktan.

Taşın üzerine.

Kitabın sayfasında.

Şarkının içinde.

Fakat mezarın başında ölümün ağırlığı başka türlüdür.

Bir insanın adı bir daha çağrılmadığında sözler değişir.

Bir evin kapısı bir daha açılmadığında şehir değişir.

Bir çocuk babasını beklemeye devam ettiğinde zaman değişir.

Bu yüzden savaşın ilk kaybettiği şeylerden biri bazen hakikattir.

İnsan kendi tarafının acılarını büyütür.

Ötekinin acısını küçültür.

Kendi ölüsüne “kahraman” der.
Ötekinin ölüsüne “sayı” der.

İşte orada insanın gözleri kararır.

Ey budun,

Kendini savunmak başka, savaşı sevmek başkadır.

Cesaret başka, şiddeti yüceltmek başkadır.

Kahramanlık başka, ölümü çoğaltmak başkadır.

Bunu birbirine karıştırma.

Çünkü savaşın sonunda toprak yine susar.

Gökyüzü yine değişmez.

Güneş yine doğar.

Fakat insan aynı insan olarak geri dönmeyebilir.

Ey insan,

Savaşı yalnızca savaş meydanında arama.

Bir çocuğun zihnine düşmanlığı öğretiyorsan, savaşa daha başlamadan bir taş koymuş olursun.

Bir insan grubunu insanlıktan aşağı görüyorsan, savaşın dilinden bir parça taşıyorsun.

İntikamı adalet sanıyorsan, yarayı büyütüyorsun.

Bu yüzden savaşı bitirmek yalnız silahları susturmak değildir.

Bazen bir dilin değişmesiyle başlar.

Bir özrün söylenmesiyle.

Bir hakkın geri verilmesiyle.

Bir mezarın başında sessizce durmakla.

Ey insan,

Bir gün savaşın içinden çıkarsan, ilk yapman gereken zaferini saymak değil, kaybettiklerini saymaktır.

Çünkü gerçek insanlık kaybın içinde bile insanı görebildiğinde başlar.

Ve unutma:

Savaşta bazen bir taraf kazanabilir.

Ama geride kalan acı kazananın toprağında da yaşayabilir.

Bu yüzden savaş son çare olarak bile hafife alınmamalıdır.

Çünkü ateş elindeki gücün kendisiyse, savaş o ateşin büyümüş hâlidir.